Mekândan bağımsız kelimeler

Şu deniz manzarasına bir bak! Fevkalade. Hani insan düşünür ya; nerede daha sakin olunur, nerede daha dingin? Böyle manzarası olur da insanın hiç yazmaz mı? Manzarayı seyre dur da yaz.

            Böyle manzarası mükemmel olan mekânları gördüğümde hep böyle düşünürüm sanırım. “Vay beee” derim, manzaraya bak. Ben burada yaşasam kesin yazar olurdum. Ne zaman, bana ilham veren bir ülke, şehir veya mekân var mı diye düşünsem; kelimelerin mekândan bağımsızlığı açıklayabilmek için yine o bağımsız kelimeleri kullanmaya çalışırım. Tıpkı şu anda yapmaya çalıştığım gibi.

            Oysa karşımda kitaplığımın bir kısmı, solumda diğer kısmı sağımda duvar ve kapı var. Yani başta verdiğim örneklere göre pek de iç açıcı değil. Tabii bana göre dünyanın en keyifli mekânlarından bir tanesi. Çünkü benim mekânım; ‘dip odam’. Ve şu sıralar ciddi anlamda çok özlüyorum bu kendimi en ait hissettiğim köşemi.

Ve ben sanırım eskilerden beri süre gelen bu yazma işini, genel olarak böyle mekânlarda yapmışım. Ya da en başta verdiğim örnekteki manzaradan uzak yerlerde, zahiren manzarasız diyelim. Olsun, böyle de iyi ve güzel.

Çok daha küçükken çekyat üzerinde, defterin ön sayfalarını yukarı doğru attırıp, dizlerimin üzerine bastırıp öylece karalardım kâğıtları. Sonrasında cam kenarındaki bilgisayar masamızı kullanmaya gayret ettim sanırım. Ama o da cam kenarındaydı. Hafiften deniz manzaralı.

Her zaman içerisinde deniz bulunan şehirlerin daha şanslı olduğunu düşünürdüm. Ya da insanların mı demeliydim? Yani düşünsenize bir; yolda yürürken kafanızı çevirdiğinizde karşınızda beliren deniz manzarası. Masmavi gökyüzünün altında ona yarenlik eden yine masmavi bir gerdanlık gibi. İnsanın içi huzur doluyor.

Konuyu dağıtmaya başladığımı hissettim. Hemen müdahale edeyim. Yaşadığım yerlerde, bu ev olsun, yurt olsun veya herhangi bir yer; hemen kendime bir yaşama alanı açmak âdetimdir. Orayı, minicik imkânlarla dahi olsa aidiyet duygumu besleyecek şekilde dekore etmeyi çok severim. Orası bir anda dünyam oluverir.

Hiç unutmam Kırım’dayken, hani size daha önce bahsettiğim, söylemeyi öğrenmemin bir yılımı aldığı; Krasnagvardiyeskoye’deki evimizde kendime ait bir çalışma alanı olmayınca, medreseden bir tane sıraya el koyup, yatak odasında tam camın kenarına iliştirivermiştim. Manzaram bahçedeki meyve ağaçlarıydı. Bir de öğrenciler ve tabii gökyüzü…

Baktığınızda kasvetli, bilakis iç kapayıcı gibi görünse de inanın birçok birikimimi o zamanlarda yapmışımdır. Zihnen en dingin, en verimli ve en huzurlu olduğum zamanlar o camın ardından hayata baktığım anlardı. Özlüyorum… Başta da demiştim ya hani: kelimelerin mekândan bağımsızlığı meselesini daha iyi idrak edemezdim sanırım…

Bir de Kartepe’deki evde yazma serüvenim var. Orada etrafı seyre dalmaktan, yazma konusunda çok başarılı olamıyorum sanırım. Oradayken, yazmaktan çok okumaya ağırlık verdiğimi fark ediyorum. Bakın yine mekândan bağımsız kelimeler. Çünkü asıl o mükemmel manzara karşısında yazmak ister insan değil mi?

Ve daha buraya sığdıramadığım yazma serüvenlerim. Sahildeki kafede, İzmit’te meydanın orta yerinde, Mekke’de otobüste giderken vesaire…

Velhasıl; ben zihnimde çoğu zaman bir deniz manzarasıyla dolaşıyorum ve tabii bir de gökyüzü. Ne zaman daralsam, yorulsam, ümitsizliğe kapılsam ve hızlansam gözlerimi kapatıp o manzarayı seyrediyorum. “Dur” diyorum “Yeliz”. Azıcık dinginleş. Marifet ne denizde, ne tepede, ne yeşilde ne de gökyüzünde. Marifet senin gönül gözünde. Yoksa en mükemmel mevzuları nasıl dökerdi satırlara Cemil Meriç? Laf! Minik bir camın ardından yazmaktan kim usanası…

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeliz Seyhan - Mesaj Gönder

# var

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

A.babayiğit - "Marifet senin gönül gözünde. "Ne güzel bir cümle. Bazı insanlara en iyi gelen şey kendi iç dünyasıyla baş başa kaldıkları zamandır.Çünkü bu insanların iç dünyası engin bir deniz gibidir.Çoğu zaman içi içine sığmaz.İç dünyanda bedenin nerede olduğunun pek önemi olmaz çoğu zaman.Nerede olmak istediğine sen karar verirsin.Hâyâl gücün ne kadar genişse gideceğin yer o kadar çoktur.Bir bakarsın bedenin ve ruhun farklı yerlerdedir.İki insan yoldan geçerken aynı ağaca baksalar da ikisi de aynı şeyi görmez.Biri ağaç işte deyip geçerken diğeri o ağaca bakarak sayfalarca yazı yazar.Ona bakarak tefekkür eder ,şükreder. Burada önemli olan gönül gözüyle bakabilmektir.Bizim İstiklâl Marşımız bile derin bir iç dünyası ve yoğun bir iman gücünün eseridir.Rabbim bizleri de gönül gözü görenlerden eylesin.Kaleminize ve yüreğinize sağlık

Yanıtla . 5Beğen . 0Beğenme 13 Ocak 07:30
01

A. Rahime - Mekan aslında senin anlam katabildigin yerdir yazma serüveninde de me kana sen o anlamı yüklemişsin kalemine sağlık Yelizcigim

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 12 Ocak 13:04