En büyük eşkıya

Varlıklı bir çiftçi oğluna vasiyetini söyler: “Yatağın altında, içi altın dolu iki tane kese var. Bunlardan biri senin, diğerini de memleketin en büyük eşkıyasını bulup ona vereceksin. Sebebini sorma, vasiyetim böyledir!”

Yaşlı adam bir kaç gün sonra ölür. Oğlu, memleketin en büyük eşkıyasını bulmak için ülkeyi dolaşmaya başlar.

Nihayet, ülkenin yol vermez dağlarla çevrili bir kösesinde öyle bir eşkıyanın adını işitmiş ki Allah böylelerinin şerrinden saklasın, köylüler korkularından ismini bile fısıldayarak söylermiş. Bizim delikanlı” yedi dağın eşkıyasının namını dinleyince “bundan daha canavarı olamaz” deyip, eşkıyanın yaşadığı en büyük dağa doğru yola çıkmış.

Kışın ortasında dağa vardığında eşkıyanın adamları “Tek başına bu dağda ne gezersin bre ahmak?” delikanlıyı esir almışlar.

Delikanlı “ağanıza bir hediye getirdim” deyince onu yedi dağın eşkıyasının karşısına çıkarmışlar. Olanları anlatır ve ; “Ağam, bunu size vermezsem babam mezarında rahat yatmaz, lütfen kabul edin.”

O namlı eşkıyanın yüzünde babacan bir ifade belirmiş “Sevdim seni. Safsın, temizsin, dünyadan haberin yok. Benim namım bu dağları sarmıştır, lakin memlekette benden büyük bir eşkıya daha bulunur. Biz eşkıya da olsak, hak etmediğimiz mala el sürmeyiz. Sen şimdi geldiğin yoldan dön, şehre var Gidip kadı efendiyi bul. Memleketin en büyük eşkıyası odur. Selamımı söyle, bu keseyi ona ver!.”

Sonra adamlarına “Bu yiğidi, başına bir iş gelmeden düze indirin, şehir yolunda bırakın!”

Delikanlı şehre inmiş kadı efendinin konağına varmış, başından geçenleri anlatmış: “İşte böyle kadı efendi. Bu keseyi hak eden sizmişsiniz, ben de eğer kabul ederseniz size takdime geldim.”

Kadı efendi yerinden fırlamış “Vay ahlaksız eşkıya! Hakkımızda neler demiş. Be hey Allah’tan korkmaz kul, sen ne yüzle bana haram para teklif edersin? Şimdi yatırayım mı seni kırbaç altına?”

“Efendim ben de anlatılanlara uydum, ne yapacağımı bilmez haldeyim. Bana acıyın.”

Kadı efendi ‘’Bir din ve devlet temsilcisinin böyle açıktan para kabul etmesi hem kanunda, hem de Allah rızasına münasip olmayıp alan da veren de bu âlemde ve mahşerde suçlu durumuna düşer. Lakin eğer aramızda bir ticari akit tanzim eder ve sen bana bu bir kese altını bir alışveriş neticesinde takdim eyler isen, ben dahi bunu senden bir hizmet karşılığı alırım Yani, kısacası, ben bu altınlar karşılığı sana bir şey satacağım.”

‘’Ne satacaksınız kadı hazretleri?

“Bak bu dışarıdaki bahçe ve civarındaki cümle arazi bana aittir. Şimdi bak bakalım, ne görüyorsun bu arazinin üzerinde?”

‘’ Kar, her yeri bembeyaz kar kaplamış.’’

‘’İşte ben bu arazideki karları sana satacağım, sen de bir kese altın karşılığı aldığını beyan eden bir belge imzalayacaksın, böylece alışveriş tamam olacak. ‘’

 Altın kesesini kadı efendiye teslim eden çocuk, huzur içinde oradan ayrılmış. Memlekete gitmeden önce bir handa geceleyip hem karnını doyurmayı hem de biraz dinlenmeyi düşünmüş. Sabaha karşı kadının emrindeki zaptiyeler kapıyı yumruklamışlar. ’Kalk hele, kadı efendi seni görmek ister, davası varmış.

Bir de bakmış ki, kadı efendi hiddet içinde ‘’Be hey utanmaz, arlanmaz, eşkıya kılıklı işgalci. Bre biz seninle dün akşam arazimdeki karları satın aldığına dair mukavele imzalamadık mı?

‘’İmzaladık kadı efendi, ben de karşılığını size takdim ettim.’’

 ‘’Sus! Bak bakayım dışarıya, ne var arazimin üzerinde?

 ‘’Ne olacak, kar var. Tıpkı dünkü gibi.

 ‘’Hala konuşuyor! Dün sen bu karları benden satın almadın mı? O halde senin karların ne hakla benim arazimi işgal ederler? Şimdi bu işgal, kanun dairesine ve de hak rızasına uygun mudur? Derhal kaldır o karları benim arazimden, yoksa vallahi acımam, seni işgalcilikten hapse attırırım!

‘’ Aman efendim, dönümler dolusu karı ben nasıl kaldırayım?

Kadı, kara kaplıyı tekrar açmış, bir müddet mırıldanarak okuduktan sonra:

‘’Arazimi işgal bedeli karşılığında, benim de rızam ile bir kese altın karşılığı işbu karları burada tutmaya iznim olduğunu belirtir bir mukavele imzalarsak, bu husus kanun ve nizama uygun bir şekilde hale kavuşur. Yani, sen bana öbür kese altını da işgaliye bedeli olarak vereceksin.

Bizim genç çocuk öbür kese altını da vermiş, gereken evrakları imzalamış, çıkıp temiz havaya kavuştuğunda, dağlara bakıp bağırmış ‘’Hey gidi yedi dağın efesi, sen haklıymışsın. Senden Daha büyük eşkıyalar da varmış. Senin açık açık yaptığın eşkıyalık, bunların kanunla yaptığı eşkıyalığın yanında nedir ki!

FATİH SULTAN MEHMET “KADIYI SATIN ALDIĞIN GÜN ADALET ÖLÜR, ADALETİ ÖLDÜRDÜĞÜN GÜN DEVLET DE ÖLÜR.” DEMİŞ.

 

SAYGILARIMLA

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fazile Özkurt - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Çağdaş Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Çağdaş Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Çağdaş Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Çağdaş Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.