Ayrılma kaygısı bozukluğu

7 Eylül 2019 Saat: 13:36
BANU KILIÇ

Okulla ilk defa tanışan çocukların hepsi farklı tepkiler vermekte; kimi kolaylıkla uyum sağlarken, kimi ise ailelerinden ayrılmak istememekte ve ağlama krizlerine girmektedir.
Çocukluğun özellikle ilk 2 yılında anne ya da çocuğun bağlandığı kişi ile birlikteliği çok önemlidir. Çocuğun gelişiminde anneyi kaybetme korkusu bu yıllarda oluşmaktadır. Fakat bireyselleşme ve sosyalleşme süreci ile beraber çocuğumuz bizden uzaklaşmakta ve yanımızda değilken bile kendi kişiliğini göstermeye başlamaktadır. Bu bozukluk bir yakının veya evcil bir hayanın ölümü gibi olaylardan sonra da gelişebilmektedir.
Ayrılma kaygısı bozukluğu durumunda çocuklar ailelerinden ayrıldıkları zaman içerisinde aşırı kaygılı ve sıkıntılı gözükmekte, ağlamaklı olabilmekte ve evden ayrıldıklarında sevdiklerinin başlarına zarar gelebileceğine inanmaktadırlar. Anne ve babalarından ayrı bir şekilde sosyal ortamda bulunmak istemezler. Annelerini gölge gibi takip etmek isterler. Herhangi bir nedenle ayrı kalacakları zaman karın ağrısı, baş ağrısı gibi belirtiler gösterebilmektedirler. Özellikle ailesi tarafından bağımlı yetiştirilen çocuklarda ayrılma kaygısı görülür. Aşırı koruyucu ebeveynler, çocuğun bireyselleşmesini ve özgüvenini engellemektedir. Çocuk bu nedenle yalnız kaldığı zaman nasıl davranacağını bilememektedir.
Ayrılma kaygısı yaşamamak için çocuğa cesaret verilmesi gerekir. Özbakım becerileri desteklenip, kendi yemek yiyip giyinmesi gibi sorumluluklar verilmelidir. Çocuğa tehdit, şiddet, yargılama kullanılmamalıdır. Çocuk ile empati kurulup anlamaya çalışılmalıdır. Çocuk okulu reddediyorsa buna hangi durum ve duygunun neden olduğu tespit edilip çözülmeye çalışılmalıdır. Gerekiyorsa uzman desteği sağlanmalıdır. Öğretmen ve aile işbirliği içinde olmalıdır. Öğretmenin güven verici ve zorlayıcı olmayan bir tutum sergilemesi gerekir.

YORUMLAR

Lütfen Resimdeki kodu yazınız

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları