MİSKİNLER TEKKESİ

8 Mayıs 2019 Saat: 15:35
FAZİLE ÖZKURT

Zamanında Üsküdar’da bir “Miskinler Tekkesi” bulunurmuş. Adından da anlaşılacağı üzere buraya yurdun en tembel, en miskin insanları takılırmış. İşte burada iki miskin kendilerine iki sandalye bulup oturuyorlarmış. Gel zaman git zaman havalar gittikçe soğumaya başlamış.
Tekkeninde penceresi açık ama kimsenin ayağa kalkıp pencereyi kapatmaya mecali yok.
Birinci miskin: Yahu havalar iyice soğudu, şu pencereyi kapatmak lazım.
İkinci miskin: Doğru söylüyorsun mirim, kapatmak lazım.
Aradan saatler geçer, haftalar geçer, hatta ay geçer, yine aynı diyalog aralarında sürer gider.
Sonunda birinci miskin daha fazla dayanamaz bütün gücünü toplayıp karşı pencereye ulaşır, camı kapatır ve hemen oracıktaki bir iskemleye kendini bırakır.
Sonra öteki miskin arkadaşına şunları der: “Ya mirim gördün mü, insanoğlu kuş misali. Dün neredeydim, bugün neredeyim”
Tembelliğin en ileri boyutu yakın ya da uzak çevrenizde böyle insanlar yok mu? Mutlaka vardır gerçi bu tür insanlara ne kadar uzak olursanız o kadar sağlıklı özellikle asabiyet konusunda sağlıklı olursunuz.
Düşünsenize böyle bir insan ile hayatınızı devam ettiriyorsunuz, taşımaktan fıtık olursunuz, bu kişiler istekle mi böyle oluyor onu bilmem, bildiğim çevremizden uzak olsunlar ki biz sağlıklı ve sağlam yaşayalım.
Ancak şu da bilinmeli ki .. miskin ile fakir arasında önemli bir fark vardır. Fakir, geliri ihtiyaçlarını karşılamayan kişi iken, miskin geliri hiç olmayan kimsedir.
Hani çalışmayan, milletten her şeyi bekleyen geliri bile ayağına gelsin diye uğraşanlardır miskinler…
Düşünsenize ömrünü geçirmek için bile hareket etmiyor, hareket etmek istemiyor. Umudu yok , beklentisi yok sözün bittiği yer diye değerlendirilmeli ..
Bir zamanlar Üç kişilik bir hırsız gurubu varmış. Bunlar her gittiği yeri soyup soğana çevirmekte yurt çapında ustalaşmış, namı almış yürümüş kişilermiş. Aralarından biri şefmiş. Şef oldukça sert mizaçlı, acımasız biriymiş. Bir gece konağın birini soyuyorlarmış, çatıdan salona iç sallandırmışlar, biri topladığı eşyaları iple tırmanarak çatıdaki şefe veriyor, şef; bunları dışarıda gözcülük yapan diğer hırsıza ulaştırıyormuş.
İçerdeki hırsız salonda som altından bir şamdan görmüş, iple çatıya çıkarken “şefim bu şamdan benim ona göre” demiş.
Şef bu lafa bir hayli sinirlenip ipi kesmiş, adam kafa üstü yere çakılıp ölmüş. Konaktan yürütebildikleri ile birlikte öteki hırsızla hızla uzaklaşırlarken adam ölen arkadaşı ile ilgili bütün cesaretini toplayıp “Zühtü de iyi adamdı be şefim”
Şef sert bir bakış fırlattıktan sonra gür sesiyle bağırmış: “ Sus ulan! Hakkında hayırlısı böyleymiş”

SAYGILARIMLA

YORUMLAR

Lütfen Resimdeki kodu yazınız

Diğer Yazıları

Tüm Yazıları